| |
| TGL Times 2010 Sayı: 6 |
| Perşembe, 04 Şubat 2010 01:01 | |||||||||||||||||||||||||||
|
SANDAN ERÇETİNGÖZ İNTİHAR ETTİ!
Sizi lig oyunlarının gerginliğinden bir nebze olsun uzaklaştırmak için ligle en alakasız haberleri yapmaya devam ediyoruz sevgili go yandaşları. Geçtiğimiz haftalarda konuğumuz olup, gazetemize yaptığı röportajla beğenilerimizi toplayan, hayat dolu bir go oyuncusu olan, aynı zamanda da müzisyenlik yapan Sandan Erçetingöz’ün intiharı gündemde şok etkisi yarattı. Sandan’ın ev arkadaşı Kaçdan, açıklamalarında, ‘Gobanımız önümüzde, sakin çalan mistik müziğimiz, güzel kokulu tütsülerimiz ve loş odamızda hiç bir iddiasına girmeksizin go oynuyorduk. Sonra Sandan birden öldü’ dedi. Sandan’ı sapasağlam karşılarında gören lig muhabirleri, gobandaki henüz bozulmamış şekil yüzünden şaşkınlıklarını gizleyemediler. ‘Aslında sadece atari çekmek istemiştim. İsteyerek yapmadım. Yaşamayı seviyorum. 37 taşlık grubum son şakasını da yaptı.’ derken göz yaşlarını tutamayan Sandan, şimdi ölen grubunun yasını tutuyor. Haftanın anket sorusu: Sandan’a ne oldu? a) Öldü b) Yaşadı
Damla Pınar Şengül • AHA (Asparagas Haber Ajansı)
Go Oyuncuları Dikkat: Dangomania Geliyor!
Virüsün adı Dangomania! Doktorlar ilk kez rastladıkları bu hastalığın virüsüne Dangomania adını verdiler. Virüsün insanlara nasıl
“Bunun hesabı sorulmalı” Fang Dong’un yapılan ilk müdaheleler neticesinde hayati tehlikeyi atlattığı ancak kalıcı bir hasar oluşma riskinin yüksek olduğu tahmin ediliyor. Fang Dong’un hastaneden çıktıktan sonra 18-kyu seviyesine kadar inmesi bekleniyor. Chu Fang Dong’un annesi Chichi Dong basın mensuplarına, “Acımız büyük, evimize ateş düştü. Chu’m go oynamadan yapamaz. Bu bir komplo. Hükümet bunun arkasındakileri bulmalı. Bunun hesabı sorulmalı.” diye konuştu. Doğukan Sarıkaya • DHA (Dango Haber Ajansı) • Hubei Goban Üzerinde Atatürk Silüeti! ![]()
27-28 Ocak 2010 tarihinde Yamashita Keigo ve Cho U arasında yapılan Kisei ünvan maçında ilginç bir tablo ortaya çıktı sayın go oynayıcıları. Japonya'nın Nagoya kentinde yapılan maçı Cho U 6,5 puanla kazandı, garip olan ise maç bittiğinde ortaya çıkan şeklin Atatürk'e çok benzemesiydi. Maçı izleyenlerden Halime Yalancıgöz isimli oyuncu, muhabirimizle yaptığı röportajda: "Gözlerimi kısıp tahtaya baktığımda karşımdaydı, yanımdaki arkadaşıma gösterdim, 'ben onu zaten gördüm de çaktırmadım' cevabını aldım. Japon olduğu için zaten gözleri kısıktı." dedi. Ardahan'ın Damal ilçesinde Haziran-Temmuz ayları arasında dağa düşen Atatürk silüeti uzun zaman tartışılmıştı. Go oyuncuları Nihon-kiin'den gelecek açıklamayı bekliyor.
Not: Lütfen şaşı bakınız.
Sami Güven • AHA (Asparagas Haber Ajansı)
Go'ya Dair • Sara Altuntaş
Yunikorn savaşları
Çocukluğunu çok iyi hatırlamazdı Jowa, tek hatırladığı go oynamaktı, hatta tek yaptığı da diyebiliriz. Yaşıtları gün ağardıktan sonra daracık sokaklarda koşturmaya başlarken bizim Jowa go tahtasının başına geçer, fuseki, joseki, tsumego ve daha bilmediği nice varyasyonlar için didinip dururdu. Go tahtasında kendi dünyasını yaratmıştı. Yunikornları vardı alacakaranlıkta yol gösteren, ve arap atları, ona her daim sadık... Yayıldıkları ormanda ağaçların üstüne atılmış kırmızı bir çuha gibi rüzgar hafif hafif kımıldar ve sonra büsbütün kaybolurdu. Artık her şey değişmişti. Şimdiye kadar yaşayan, kımıldayan, ses çıkaran ova ölüydü ve beyaz ince bir sisle örtülmeye başlamıştı. Buna karşılık orman canlanıyordu. Siyah ve beyaz atlar şaha kalkmış, yaşam ve ölüm mücadelesi her ikisi için de başlamıştı. Belki de bu yüzden ölüm onu diğer çocuklar gibi korkutmuyordu o küçücük yaşına rağmen. Zaten her an burun burunaydı ölümle, şaha kalkmış atların peşinden gidiyordu her zaman. Bu yüzden hastalığı da onu korkutmuyordu. Nasıl olsa o da elbet bir gün ölecekti, neden şimdi olmasın? Ama korktuğu Kaori’ydi. Ona baktı. Ondan ayrılmaktı sanırım onu en çok korkutan. Kaori, Jowa’da bir şeylerin ters gittiğini fark ediyordu ama Jowa’nın anlatacağını düşünerek onu yalnız bıraktı. Kitani ile maçı yorumlamaya başladılar. Kaori ve Kitani ilk defa karşılaşmalarına rağmen birbirlerine ısınıverdiler. Oyuncular arasında en genç olanlarıydılar ayrıca. Kaori alımlı, cana yakın ve bir o kadar da aşkının ardı sıra yürüyecek kadar cesur bir kızdı. Hiç şüphesiz Jowa’nın şimdiye kadar tanımış olduğu kadınların da en sevimlisi ve en masumuydu o. Kitani ise kafasının estiği her deliliği yapabilecek kadar zeki ama kuru zekanın kurbanı olmayacak kadar da akıllı bir gençti. Birlikte geçirdikleri vakitten her ikisi de memnundu. Kimbilir belki zamanla hiç solmayacak ve hatıralardan silinemeyecek kadar gerçekçi bir aşk başlayacaktı aralarında ama ne yazık ki bunu yazar dahi bilemiyor. Jowa usulca Kaori’ye doğru ilerlemeye başladı. Onu Kitani ile görmeye dayanamamıştı. Kaori’ye aşıktı ve aşkının karşılıksız olduğunu da biliyordu. Lakin, ona olan bağlılığı duygularını gömmesini emrediyordu. Yazarın anladığı kadarıyla Jowa, Kaori’nin onu yalnız bırakmasından korkmuştu. Artık bu korku da kalmadı. Son go dersini de verdikten sonra göçüp gideceğini biliyordu. Kendisinin bile zor duyabileceği bir tonla Kaori’ye seslendi. O içten gülümsemesiyle yine Jowa’nın yanında bitivermişti Kaori. Ve Jowa’ya göre son karşılıklı ders başladı. “Bir piyanisti düşün sevgili Kaori’m. Defalarca notalara çalışır. Solfeji baştan sona durmadan tekrar eder. Sence bu müzik mi? Hayır, ama çok iyi bir alıştırmadır. Bir voleybol oyuncusu uzama, bükme alıştırmaları yapar, kaslarını esnetmek için. Ama bu da voleybol mu? Hayır. Yine de bütüne ulaşmak için parçaları çalışmak gerekir. Go oyununda ise, sayısız kitap mevcut. Yaşam-ölüm problemleri kitabı, en iyi hamleleri anlatan kitaplar, profesyonel oyunları yorumlayan kitaplar... Alıştırma elbette ki şarttır ama go'ya adanmış merak her şeyin ötesindedir.
21 oyunundan hatırlarsın belki gül yüzlüm. Kartlar teker teker açıldığında ve karşındaki 19 u gösterdiğinde asıl kritik an gün yüzüne çıkar. Ne kadar bahis oynamalıyım? Go da bu kart oyunu gibidir. Sıra sana her geldiğinde kendi kendine nerelere oynaman gerektiğini ve neden bunun önemli olduğunu sormalısın. Ardından Jowa’nın isteği üzerine öğretici oyun yerine ciddi bir go maçı yaptılar. Kaori 65. hamlesine kadar Jowa’ya karşı simetrik oynadığı oyunu 3 puanla kaybeder. Jowa’yı bile şaşırtan bu tutumu Kaori’nin go'yu ve Jowa’yı ne kadar önemsediğinin birer kanıtı olsa gerek.
Kahramanları uyurken, hikayeler de hayat da devam ediyor...
Not: 3 Haziran 1929 Kitani Minoru ve Go Seigen arasındaki maçı Kitani Minoru 3 puanla alır.
Bir Gün Herkes 5 Dakikalığına da Olsa TGL Times'a Çıkacak Eren Kurter Röportajı (Sesli) • Sami Güven
Sanat için Go • Hüsrev Aksüt (Sıkıysa) Yenin Türk'ü Hikayesi
Neyse Halim Çıksın Falim • Deniz Ekim Aydın
GOZİN ABLA • Emine Cengiz Sevgili Gojin Teyze; Meyaba ben Ayda. Nasılsın ? Yedi yaşındayım. Daha okumayı yajmayı yeni öğrendim. En sevdiğim çikolata feyyeyo rochey, en sevdiğim oyun go duy. Bu mektubu sana gijli gijli yajıyoyum. Yanlış yajaysam kıjma oluy mu? Annem 4 kyu babam da 8 kyu biy go oyuncusu. Babam annemden daha düşük seviyede olmasını kendine deyt ediyoy. Bunu anneme belli etmemeye çalışıyoy. Babam için çok üjülüyoyum.Bu yüjden annemin daha çok ileylemesini engellemeye kayay verdim. Babamla biy anlaşma yaptık. Annem go oynamak için KGS'yi açtığında sebepsij yeye ağlamaya başlıyoyum. Huyum kyusun çok numayacıyımdıy. O da mecbuyen benimle ilgilenmek zoyunda kaldığından dolayı go oynayamıyoy. Ya da onu gıdıklıyoyum, kucağına çıkıyoyum ve dikkatini dağıtıyoyum. Annem go oynamayalı tam üç hafta geçti. Babam da annemden gijli gijli geceleri go oynuyoy. Hatta işten ijin alıp geçen biy hafta işe gitmeyip hep go çalıştı. Ama hala 7 kyu. Geçen gece annemle 3 handikaplı oyun oynadılay. Ben annemin dikkatini dağıtıp ona fark ettiymeden annemin esir taşlayından 3 tanesini yok etmeme yağmen annem kajandı. Annem oynamadığı halde ileyliyoy. Babam duymadan çalışıp ileyleyemezken annem bunu nasıl başayıyoy? Babam kafayı yemek üjeye. Dün onu "niye yapamıyoyum, niye yapamıyoyum" diye taşları dağıtıyken yakaladım. Çünkü ben bile 9 kyu oldum. Bajen babam gibi pasif oynamama raymen, annem kaday güçlü biy savaşçıyım. Yakında babamı handikapsıj yenebileceğimi hissediyoyum. Sanıyım babam da böyle düşünüyoyoy. Ziya 2 haftadıy benimle oynamayı kesti. Ben de evdeki bu hujuysujluktan dolayı kendimi iyi hissetmiyoyum. Anneme haksıjlık yaptığımı düşünüyoyum. Annem Tüykiye'nin ilk dan bayan oyunucusu olmak istiyoy.Ayyıca çok iyi biy go öğyetmeni. Bana goyu o öğyetti. Bi yandan da babam için endişeleniyoyum. Napcağımı bilemiyoyum. Bana yaydım edey misin? Rumuz Ay -go Sevgili Arda, Zor bir durum gerçekten. Bu yaşta böyle şeyler yaşamana üzüldüm. Babanın bu davranışını yadırgamadım. Annenden düşük seviyede olmak haliyle onu üzmüştür. Belki de annen onunla alay ediyordur bilemeyiz. Bu tarz şeylere çok rastladım. Eşler arasındaki seviye farkı çoğu zaman sorun olur. Yani ya annen 7 kyu'ya düşecek ya da baban çalışıp 4 kyu olacak. Başka yolu yok. Sen de iyi numaracıymışsın bu arada. "İnsan yedisinde neyse yetmişinde de odur" demişler. Senden korkulur valla. Yazık değil mi annene? Niye üzüyorsun anneni? Bu hiç doğru bir davranış değil. Sen şimdi babana söyle fazla takmasın kafasına. Otursun yose çalışsın. Bu tarz şeylere fazla takılan kişiler mutlaka yosede hata yapıyordur. Daha büyük düşünsün. Bıraksın ölen grupları, tahta geniş.. Fusekiye fazla zaman harcamasın. Bu aralar yüksek çin açılışını tavsiye ederim ona. Savaşmayı öğrenir böylece. Bir de birkaç trik öğrendi mi tamamdır. Öpüyorum seni Ardacım , üzülme sen her şey yoluna girer. Babana yazdıklarımı uygula, hiç sorun kalmayacaktır. Hoşçakal.Enstantaneler • Burak Maktul Çakır
GOTASÖZLERİSÖZLÜĞÜ
Haftanın gotasözü bir go oyuncusunun annesinden geliyor… “Madem kazanamayacaksın niye katılıyosun lige?” Not: Gerçektir efendim. Şaka değildir. Buradan anneme sesleniyorum. 1 maç kazandım anne. Hiç olmazsa 1 maç… (aha yazar çözüldü)
The TGL Times 2010 © Soğuk İçiniz
|