TGL Times 2010 Sayı: 4
Cumartesi, 16 Ocak 2010 16:03

TGLTimesLogo

Yıl: 3 Sayı: 4
20 Ocak 2010

 

Maktul Kaçırıldı!


 maktulunboskalankoltugu Tgl Times yazarlarından Maktul Altıyüzaltmışaltı dün gece 03:00 sularında oturduğu koltukta bulunamadı saygıdeğer Go sevicileri.

 
Tgl Times'ın şüphesiz en dikkat çekici ve en merak edilen 'enstantaneler' köşesini hazırlayan M.A.'yı bir süredir oturduğu koltukta bulamayan B.B. telaşla KGS Polisini aradı.
 
Olay yeri inceleme ekibi, parmak izlerini ve kanıtları inceleyerek 'Bunu yapanları bir an önce yakalayacağız!' diye konuştu.
 
Polisin elindeki birtakım kilit isimler ve kanıtlar şöyle,
 
aoksuz [-]: TGL times'a girmezsem bırakırım TGLyi
polat [2k]: siyah alır, bunu haftanın tahmini olarak tgl timesta görmek istiyorum
Kogokhan [2k]: TGL timesa çıkmayı hakettim bence
fatihsulak [3d]: iyi konuşan TGL times'a girsin
darthvader [3d]: off tamamen tgl times için oynuyorm
 
Maktul Altıyüzaltmışaltı 'Haftanın enleri köşesinde', oyuncuların sözlerinin Tgl Times'ta çıkması üzerine:
en çok tahrik edilen
en çok tehdit edilen
en çok taciz edilen
en çok teklif edilen
oyuncusu ve yazarı olma ödülünü hak ediyordu.
AHA!(Asparagas Haber Ajansı) - Damla Pınar Şengül

Allah İyi Liginizi Versin!

Türkiye Go Ligi dünyada en çok takip edilen ligler sıralamasında 7. sırada saygı duyulası go camiası.

Bir internet sitesinde tüm dünyadaki liglerin bir araya getirilmesiyle düzenlenen ankette, Türkiye yine bir ilke imza attı. İlk defa internet üzerinden yapılan bir anketi birincilikle bitiremeyen Türkiye Go Ligi ile yarışan diğer ligler ise şöyle,
iccamasiriligi 1- İç Çamaşırı Ligi
2- British Go Ligi
3- Adana Amatör Ligi
4- Turkcell Süper Lig
5- Amerikan Futbol Ligi
6- Tv Ligi (Diğer adıyla LigTv)
7- Türkiye Go Ligi
8- NBA
9- Nikaragua Ko Ligi
10- Langırt Ligi
denizekimYıldızlarla ilişkileri kuvvetli olan Dennis E-kim? Aydın bu konu hakkında birtakım kehanetlerde bulundu. Webcamlerimize konuşan Dennis açıklamalarında şunları söyledi,
''Eğer herkes 5. haftada yapacakları maçları kazanırsa bu listede birinciliğe oturacağız!''

Bu açıklamadan sonra yıldızlara küsüp kendini evine kapatan Dennis, hala '' Eğer herkes maçını kazanırsa kim maçını kaybedecek?'' sorusuna cevap arıyor.

Gözlerine ne oldu?

a) Damezumari  b) 3. Gözüm Açıldı

AHA!(Asparagas Haber Ajansı) - Damla Pınar Şengül


Suçlu Ele Geçirildi!

 

hrsz

Geçen sayımızda bahsettiğimiz, Etiyopya Go oyuncularına kan ağlatan hırsız yakalandı... Olay yeri inceleme ekibinin bulduğu parmak izleri sonucunda yapılan araştırmada go taşlarını çalan hırsız "ne idüğü belirsiz çirkin bir yaratık" çıktı. Etiyopya-Japon Vakfı Binası'nda polis nezaretinde yapılan olay tekrarında hırsız, taşları kimseye çaktırmadan nasıl çaldığını, bahçedeki ağacın kavuğuna nasıl sakladığını ayrıntılı olarak canlandırdı. Muhabirimizin sorduğu "Taşları neden çaldın?" sorusuna verdiği yanıt ise kalbimizi sızlattı: "Açım abi, küresel ısınmadan dolayı buraya göçmek zorunda kaldım. Ailem ve arkadaşlarım şu anda ne yaptılar hayyattalar mı bilmiyorum. Ne bileyim burada da ekonomik kriz olacağını, "tipe bak la nihaha" diyerek bana iş vermiyorlar. Karnımı doyurmak için çaldım."


Uzun zamandır ortada görünmeyen go oyuncularıyla bir ilgisi olmadığını, hiçbirini tanımadığını söyledi. Ekibimizin yaptığı araştırmada kaçırıldığı sanılan oyuncuların facebookta aktivitelere, fotoğraflara, durumlara yorum yaptıkları, hayatlarına devam ettikleri ortaya çıkarıldı.

AHA!(Asparagas Haber Ajansı) - Sami Güven


Go'ya Dair - Sara Altuntaş


Değişim Rüzgarları


windYıl 1990. Mayıs Ayı. Doğanın can bulduğu, derin bir kış uykusundan uyandığı mevsim.  Hiroşima sokakları ilk defa cıvıl cıvıl. Şehir yaralarını sarmaya daha yeni başlamış olmalı ki insanların yüzlerinde, hala savaş kalıntıları...Şehir kızgın ve soran gözlerle karşılar kibirli yeni yüzleri, çünkü hala anlayamamıştır insanoğlunun bu kibrini. Acaba önüne serili evreni ve kendini yok ettiği için mi bu kadar havalı yoksa... Yazar da ne yazık ki bunu çözememiştir. İyisi mi biz kaldığımız yerden devam edelim.


Hiroşima hızla kendini onarmaya başladı, artık çiftler turnuvasına hazırdı. Japon hükümeti de bu turnuvayı destekliyordu. Hem yorgun halk için eğlenceli bir turnuva olacak hem de kadın oyuncular daha çok teşvik edilmeye başlanacaktı... Ardı sıra gelen hamleler, rakibinin hamlelerini ve eşinin ne düşündüğünü tahmin etme, daha da önemlisi oyunu okuyabilme...


Oyun bitmeden önce eşin  öyle hamleler yapar ki, ya seni gereğinden fazla uzamış olan bir senfoninin sonuna getirir ya da cesur bir yüreğin devam eden haykırışlarını duyarsın hamlelerde tek başına dahi oynayacağın  oyunlarda bulamayacağın. Teke tek oyun dört kişilik oyuna dönünce, yeni elementler eklenir ve oyunun stratejisinde yeni sorular ortaya çıkar. Kimileri için eğlenceli olsa da kimileri için de stresli geçebilmektedir. İşte bizim minik Kaori de Jowa ile oynama heyecanını ve onun oyun taktiklerine alışırken stresli anlar yaşadı. Ortaya koyduğu oyun, oynadığı en zarif oyun olmakla birlikte ileride çok iyi bir oyuncu olacağının kanıtıdır. Jowa rakibininin hamlesine yanıt verebilmek için tam tamına üç saat düşünmüştür. Gel gelelim Kaori’ye bu üç saat tam bir işkence gibi gelmiştir. Sonunda durumunun farkına varmış ve sıra kendine geldiğinde Jowa’ya onun hamlesini anladığını kanıtlamak için o da üç saatini harcamıştır. Ve oyunu iki puan fark ile kazandılar.


Maçlar bitmiş, akşamın kızıllığı yine yüzünü göstermişti. Gökyüzü kendini alaca karanlığa bırakırken, yavaş yavaş kıpırdanmalar da başladı. “mother of seven sons” ın mısralarının melodisini duymamak imkansızdı.


Güneyin tatlı rüzgarı

Jujube’nin kalbine akar

Tıpkı anamız gibi

Bizse hiçbirimiz onun gibi değiliz

Tıpkı soğuk bahar gibi,

Jun şehrinden akan....

Biz yedi kardeşiz, anamız acıyla dolu

 

Kalabalığın arasından bir oyuncu dayanamaz ve o şiire atfedilen bir ölüm-yaşam problemi sorar.


motherofsevensons 

 

Yedi beyaz taşın evlatları, dört etrafı çevrilen siyah taşın ise annelerini  sembolize ettiğine inanılmaktadır. Hatta Çince evlat ve taş aynı anlama gelmektedir. Kaori ve Jowa şiirdeki ip ucu ile beraber bu soruyu nasıl yanıtlayacaklar.

 

 

Kahramanları uyurken,  hikayeler de hayat da devam ediyor...

 

Not: 10 Nisan 1820 yılında Yasui Senchi (Nakano Chitoku) x Honinbo Jowa arasında Era döneminin en iyi oyunu oynanır. Senchi zamanının en güçlü oyuncularından birisidir. Oyunu 2 puan fark ile kaybetmesine rağmen ortaya koyduğu bu oyun, oynadıklarının içindeki en iyisi olarak bilinir. Jowa 101. hamleyi oynamak için 3 saat düşünmüştür. Bu süre zarfında oyunun tüm geri kalan hamlelerini okumuş olduğu söylenir. Bir başka deyişle 2 puan ile oyunu kazanacağını biliyordu. Senchi de bu hamleyi yanıtlamak için 3 saat düşünmüştür... Senchi'nin bu oyundaki 'amashi' stratejisi çok taktir edilmektedir.


Sanat için Go - Hüsrev Aksüt

Yarim Yarim Hikayesi


Köşemizin bu haftaki konuğu kim bilmiyoruz saygıdeğer okurlar. Yoyoyo, bi' tarafımızdan uydurmadık sağdaki şiiri. Anonim bir eser seçtik bu kez sadece. Aramızdan, halktan birinin sesi adeta. Gelelim şiirin hikâyesine...

Vakt-i zamanında ünü Nihon-kiin'e varmış bir genç yaşarmış. Oynadığı oyunlar izlenme rekorları kırarmış her seferinde. Bir gün onun artık yenilmez olduğu düşünülmeye başlanınca Go camiasında, acaba 10Dan Baba'nın ruhuyla mu oynuyor soruları dizginlenemez olmuş akıllarda. (Hikaru no Go'daki Hikaru'nun bu gizemli genç, Sai'nin de 10Dan Baba olduğu iddiaları forumlarda sıkça ortaya atılmıştır zaten.)

Bizim genç, elinde olmayan tek ünvanı almak için 3 maçlık bir ünvan serisine çıkma hakkını elde etmiş bir gün. Serinin ilk maçına çok iyi başlamış bizimki, yoseye 6,5 puan önde girmiş ve sente kendisindeymiş. Tam o anda hizmetçi çay getirmiş oyunculara. Ne olduysa o an olmuş. Çayı alırken hizmetçi ile göz göze gelen genç, kendini kaybetmiş adeta ilk görüşte. Sonraki hamlelerde oldukça kötü oynayan genç, rahat kazanması gereken oyunu 0,5 ile kazanabilmiş ancak. Bundan 3 gün sonra serinin 2. maçı için bir araya gelmiş oyuncular. Bizim genç 3 gün boyunca hizmetçiyi düşünmüş sadece. Oyuna çok kötü başlamamış yine de, dengeli bir fuseki ve orta oyunun ardından yoseye girmişler yine tam çayın geldiğin anda. Fakat, bu kez oyunu kaybetmiş bizimki. Herkes bu olayı şaşkınlıkla karşılarken, hizmetçi durumun farkındaymış kuşkusuz. Bizim genç, sırf hizmetçiyi bir kez daha görebilmek için kaybetmiştir oyunu. Son oyun başladığında bizim gencin tüm konsantrasyonu oyunda imiş. Ancak, hizmetçi henüz 7. hamle oynanırken elinde tepsiyle belirmiş salonda. Taş tutan parmakları birbirine dolanan genç, gotelerde buluvermiş kendini. Oyun ortasında çok geride olan genç, elinden oyuncağı alınmış bir çocuk edasıyla oynamaya başlamış sonrasında. Köşelere girip yaşamaya başlamış, olmadık yerlerde tsukeler yapıp ko çıkarmış şiirin ilk kıtasındaki gibi. Ne yapıp edip oyunu kazanmış ve ünvanı elde etmiş sonunda.

Serinin ardından hizmetçi ile görüşmeye başlamışlar ve aralarında Ferhat & Şirin'i, Aslı & Kerem'i, Dolce & Gabbana'yı ve daha nice tırt çifti kıskandıracak bir aşk vuku bulmuş. Sonrasında hizmetçiye Go öğreten gencimizin aşkı doruklara ulaşmış bu öğreti esnasında, tıpkı şiirin sonraki dizelerinde görüldüğü gibi...

Yarim Yarim
 
Sevdan ile düştüm ben gotelere
Dalıp durdum sonra da köşelere
Son çare başvurdum tsukelere
Ko'lara, hanelere, netlere
 
Sana tsumego olayım
Diz beni yarim yarim
Say beni yarim yarim
Çöz beni yarim yarim
Ah beni beni
 
Sen siyah ol, ben de beyaz
Kes beni yarim yarim
Ez beni yarim yarim
Yen beni yarim yarim
Ah beni beni
 
Kurban olam o taş tutan ellere
Ardı sıra yaptığın sentelere
Orda burda bıraktığın ajilere
Ko'lara, hanelere, netlere
 
Sana tsumego olayım
Diz beni yarim yarim
Say beni yarim yarim
Çöz beni yarim yarim
Ah beni beni
 
Sen siyah ol, ben de beyaz
Kes beni yarim yarim
Ez beni yarim yarim
Yen beni yarim yarim
Ah beni beni
 
Anonim

Bir Gün Herkes Bir Sayılığına TGL Times'a Çıkacak! - Sami Güven


Saadetto Röportajı...


TGL Times ekibini KGS'de sıkıştırıp "benimle röportaj yapın" diye baskı uygulayan saadetto ile yaptığımız bir röportajı yayınlıyoruz.

TGLTimes: hımm go ile nezaman tanıştınız saadet hanım?saadetto
saadetto: go ile 1999 senesinde tanıştım
saadetto: oyunu bilmeyen birinden öğrendim
saadetto: bu böyle bi sene kadar devam etti
TGLTimes: ilginç, oyunu bilmeyen biri size oyunu nasıl öğretmiş olabilir ki?
saadetto: sadece kuralları bilen biri diyelim
TGLTimes: tanıştığınızda kaç yaşındaydınız?
TGLTimes: yada daha doğrusu okullumuydunuz?
saadetto: çalışıyodum o zaman.. okulumu yeni bitirmiştim
TGLTimes: kendinizi bu on yılda nasıl geliştirdiniz?
saadetto: özel bi yöntem izlemedim.. çok çok uzun aralar verdim. oyuna ilgimin yoğunlaştığı dönemlerde bikaç kitap okudum. bunun dışında kgs ve özellikle turnuva maçları oyunumu geliştirmeme yardımcı oldu. bu hızla devam edersem 2050'de 1 dan olurum zannediyorum.
TGLTimes: yeni başlayan oyunculara önerileriniz varmıdır?
TGLTimes: yapmalarını yada yapmamalarını önereceğiniz?
saadetto: yenilmeye doymasınlar ve demoralize olmasınlar. çünkü 7-8 kyu seviyelerinden itibaren bence oyun çok zevkli bir hal oluyor.  oyunlarını muhakkak sonradan incelesinler ve hamlelerini hatırlamaya çalışsınlar. turnuva ankara'daysa trene binsinler, amerika'yı tekrar keşfetmenin alemi yok. miai, tenuki ve feda kavramlarını öğrensinler, tok karına değil, yemeklerden 2 saat sonra go oynasınlar.
TGLTimes: peki hikaru yu izlediyseniz bilirsiniz
TGLTimes: "rival" diye bir tabir vardır , hep rekabet ettiğiniz biri
TGLTimes: var mı?
saadetto: ya vardı bi dönem
saadetto: rana açıkgöz.. yeni başladığım sıralarda.
saadetto: ama kendisi go'yu bıraktı
saadetto: şimdiki fatih sulak
TGLTimes: oyuncular bu oyuna bir tarikata bağlanır gibi bağlanıyorlar, her oyuncunun farklı nedenleri vardır
TGLTimes: sizi goya bağlayan nedir?
saadetto: çok güzel bi soru
saadetto: bazen çok go oynadıktan sonra gece gözlerimi kapadığımda bi imge görüyorum.. bi hamle yapıyorum büyük bi grup taşın ortasına ve hepsini öldürüyorum. bu çok güzel bi his:) ama sanırım go oynamamın nedeni bu değil, sadece sırası gelmişken söyleyeyim dedim. go oynamak demek kendime meydan okumam demek , hem av hem avcı olmak, hem ölmek hem yaşamak, hem korkmak hem kopamamak.. çok klasik olacak ama go'nun hayat olması , ya da hayatın go'nun gölgesi olması.. ya da hepsi..
TGLTimes: hiç unutamadığınız bir maç varmı, aklınıza geldikçe içinizin cızz ettiği?
saadetto: olmaz mı!! 2005 Dünya Amatör Çiftler şampiyonasında Fatih'le birlikte Malezya'ya karşı oynadığımız maç. Bi hamlemle bulky five yapmalarına neden olabilirdim. Düşündüm, düşündüm, düşündüm ve başka yere hamle yaptım. Maçı kaybettik..:(
TGLTimes: anlıyorum... (mendil uzatır)
TGLTimes: biliyorsunuz ki gazetemiz haftada 500 kişi tarafından okunuyor
TGLTimes: buradan 499 kişiye söylemek istediğiniz şeyler varmı?
saadetto: var tabii, herkese iyi dileklerimi sunmak istiyorum: 2010'da sente sizinle olsun! (ayrıca lütfen dernek aidatlarını ödesinler, ben ödedim, hem cebim hafifledi hem de yüreğime tatlı bi uyuşukluk yayıldı, çünkü derneğimizi desteklememiz, ülkemizde Go'nun gelişmesi ve daha iyi organizasyonlar yapabilmemiz açısından önemli, bunu unutmayalım.)
TGLTimes: teşekkür ederiz saadet hanım...
TGLTimes: iyi oyunlar
saadetto: bilmukabele efendim
saadetto: filhakika ben de ziyadesiyle memnun oldum
TGLTimes: o ziyade bana ait filhakika sizin olabilir efendim


TGL İstatistikleri - Hafta 4 - Doğukan Sarıkaya


Bu hafta toplam 17 maç oynanabilirken, kalan 13 maç ertelendi. İstatistik departmanı şok geçiriyor ve de soruyor: Maçlar neden yapılamıyor?

 

Rakamlar da burada işte:

 

Oynanan 17 maçı kazananlardan 12’si siyah ve 5’i beyaz ile mücadele etti.

7: Terk ile biten maç sayısı.

412: Toplam esir sayısı. Bunların 222’si siyah, 188’i beyaz iken 2 tanesi öyle kan içindeydi ki kimlikleri belirlenemedi ve kayıtlara Kırmızı olarak girildi.

37,4: Kişi başına düşen ortalama esir sayısı

91. Hamle: En erken terk (Emine-apocan maçı)

334: En uzun maçtaki hamle sayısı (Sugosu-fsdemir)

112,5: En farklı skor (canhan-acemiinsan)

2,5: En yakın skor (albaitros-toprak)

221,4: Bir maç süresince yapılan ortalama hamle sayısı.

1273!: Bu hafta TGL tahtalarında puanla biten maçlarda yapılan toplam alan. Yani herkes tahtasından yaklaşık %37’lik bir alanı ele geçirmiş diyebiliriz. Bu alanların %52,5’i siyaha %48,5’i de beyaza ait.

 

Go tahtasındaki bir karenin boyutları 22 x 23,7 mm. olarak kabul edilirse (ki eğer maçınızı KGS penceresini ‘tam ekran’ yaparak oynamışsanız böyle olacaktır), bu haftalık toplam 0,66 m2lik bir alana sahip olduk. Geçtiğimiz haftalardaki 2,48 m2 alan ile birlikte toplam 3,14 m2’lik bir alanımız oldu!

Ayrıca ilk 4 hafta sonunda;

 

Toplamda 52 defa self-atari yapıldı, ancak bu intiharların sadece 43’ü başarılı oldu!

12 defa bir tarafın ‘pas’ demesine karşılık diğer taraf oynamayı sürdürdü!

94 defa maça başlarken TGL denildi (2 defa “Bu tgl ne demek?” diye soruldu)!

178 defa ponnuiki (çiçek şekli) yapıldı, tahtaları çiçekler açtı!

26 defa taraflardan birisi diğerine süre eklerken yakalandı!

24 defa süre eklenen taraf teşekkür etti, 2 defa aynı taraf kıs kıs güldü, teşekkür de etmedi!

1  defa maç esnasında leblebi bulundu.

17  defa bira, 2 defa da rakı içildi.

147 taş kayblodu. Sonra bunların 113’ü geri geldi. Henüz haber alınamayan 34 taşın ailelerine haber verildi ve kayıp ilanları asıldı.

 

TGL Times;

1. Sayısı 584,

2. Sayısı 561,

3. Sayısı 343 defa okundu.

 

SIZINTI

 

Yapılan tüm reklamlara, tanıtım kampanyalarına ve hatta Facebook Hayran Sayfasına rağmen tirajlardaki bu düşüş, TGL Times ekibinde şok yarattı. Hemen bir kriz masası kuran TGL Times, önümüzdeki sayılarda kuponla dağıtmak üzere Go Ansiklopedisi, çeşit çeşit Gokeler, 160’ar adet 12,375 mm.lik standart Malezya taşlarından oluşan bir go seti ile çocuklar için Hikaru No Go Çıkartmaları hazırlamaya başladı. Ayrıca kimliğini açıklamayan bir habercinin sızdırdığı bilgilere göre bir takvim hazırlanacak ve yazarların çok çok özel fotoğrafları yine çok çok ünlü fotoğrafçılar tarafından çekilerek takvimde yer alacakmış. Fotoğrafların ne şekilde olacağı hararetli hararetli tartışılırken son olarak goban üzerinde üstsüz pozlar verilmesinde karar kılındığı da sızan bilgiler arasında...

 


Gozin Abla - Emine Cengiz

“Bonibon çıkı çıkı çıkı bonibon”

 

Sevgili Gozin Abla,

 

 bonibondan

Benim derdim büyük. Senden başka kimsenin yardım edebileceğini sanmıyorum. Kendim 4 kyuyum 4 yaşında bir kızım var. Eşim ise go taşlarının eve çok dağıldığını düşündüğü için goyu sevmiyor. Japonya’da yaşayan bir arkadaşım 3 yaşında çocuğunu go oymaya başlattığını söyleyince ben de artık kızımın da go oynamasının vaktini geldiğini düşünerek Minik Gözler Goana okuluna kaydını yaptırdım.

Öğretmenleri Şirin Hanım kızımdan çok memnun olduğunu söylüyor. Ben de kızımın bu başarısından dolayı çok mutlu oldum ve bu süreci hızlandırmak istedim. Goyu daha çok sevmesi için evde onunla bonibonlar ile go oynamaya başladım ve esir aldığı taşları yemesine izin verdim. Fakat artık bunun önüne geçemez olduk. Kızımın go oyununa bakış açısı hoşuma gitmemeye başladı. Uyanır uyanmaz Gobanı kaptığı gibi yatak odamıza geliyor, gün boyu yediği bonibon sayısı o kadar arttı ki anlatamam..

Oyunu çok gelişti gerçi orası ayrı.. Çünkü bir an evvel bonibon yiyebilmek için savaşıp öldürmesi gerektiğini biliyor. Yağtığı tesujilere ağzımız açık kalıyor inanın... Bonibonları taş yaptığımızdan beri hiçbir ko savaşını kaybetmedi. Geçen gün 3 dan komşumuz Kyoshi Amca'sını 9*9 tahtada yenip bütün bonibonları yemeyi başardı. Hal böyle olunca bonibon almaktan bütçemiz de sarsılıyor tabi ki. Eşim, çocuğa buna benim alıştırdığım için çok kızıyor.

Öğretmeni Şirin Hanım da üzgün. Çünkü artık kızım okulda gerçek taşlarla eğitim verildiğinden ötürü dersleri dinlemiyormuş. Öğretmeni de ne yapacağını bilemedi.. Cam taşları ısırırken yakalıyormuş onu zaman zaman.. Geçen gün ben de evde cam taşları başından aşağıya dökerken gördüm . Naptığını sorduğumda “go banyosu yapıyorum baba” dedi bana..

Bunların hepsine sebep benim. Kızımı bundan kurtarmak istiyorum.. İlerde bir dan oyuncu olduğunda arkasından “bonibonDAN” falan derslerse vicdan azabından goyu bırakabilirim. Napabiliriz bu duruma? Acil cevap bekliyorum. Şu anda kızım bacaklarıma yapıştı, bonibongo bonibongo diye ağlıyor…

 

Rumuz

Bon-go

 

Sevgili okurum;


Mektubunu  okuyunca çok sinirlendim. Şirin Hanım tanıdığım en iyi go öğretmenlerinden biridir. Sen öğretmenden daha iyi mi bileceksin ki onun işine karışıyorsun. Cık cık cık.. Benim de ek iş olarak öğretmenlik yaptığımı biliyorsundur herhalde. Sen en gıcık olduğum veli tipisin söyleyeyim. Senin gibi veliler yüzünden öğretmenlerin işi iyice zorlaşıyor.

Bu arada neyseki akıllılık edip fiyatı uygun olan bonibonları seçmişsin yoksa şu pahalı olan drajelerle oynatmaya başlasaydın halin iyice haraptı. Şimdi ilk olarak yapmamız gereken bonibonların üstüne acı biber sürmek. Böylece çocuk bonibonları esir alıp yediğinde ağzı yanacak ve bir daha yemek istemeyecek. Yani bu ilk aklıma gelen.. Sen şimdi ilk bunu dene bakalım. Eğer işe yaramazsa, yani çocuk ajiyi seviyorsa zaten bonibonla oynamak istemeye kesin devam eder. O zaman başka bir şey düşünürüz. Senin de aklın başına gelmiştir umarım. 4 yaşındaki çocuğun go oyunundaki geleceğiyle bu kadar oynanmaz ki canım..

 


solmaz

Gün Batımı ••• Serkan Solmazoğlu - Ariana Maçı•••

Dikkatli bakılırsa arkada dev Goban ve kiraz ağaçları görülebilir

arianna_002

Sami Güven maç izleyip kibitz yaparken.

3 Boyutlu Go Keyfi - Sami Güven


Go oynayacak yer bulmak hep zor olmuştur, oynayacak yeriniz olsa bile rakip bulmak zorlaşır bu sefer. İnternet sayesinde hepimiz buluşup oynayabiliyoruz. KGS, Türkiye'de en yaygın kullanılan server olmasına rağmen geçen hafta Standart Maç Saatinde çökerek hepimizi zor duruma soktu. IGS, ORObaduk gibi alternatifleri var tabiiki. Size bu yazıda bahsedeceğim yer ise rakiplerinden biraz ayrılıyor.

 

Second Life Go Center

Picture_3Mevzu bahis yer (yer diyorum çünkü bir internet sitesi gibi bir şey değil, girince siz de hak vereceksiniz.) sadece go'ya ayrılmış bir ada. Japonya'dan bahsetmiyorum, burası Second Life isimli hayat simülasyonunun içinde üç tarafı sularla çevrili bir kara parçası.

İlk ayak bastığınızda üzerinizde pembe çiçekler açmış kiraz ağaçlarını görüyorsunuz, biraz ilerleyince 5 insan boyunda dev bir goban çıkıyor karşınıza, kendi kendine dünyanın en ünlü oyunlarını diziyor. İleride patikanın sonunda büyük bir çardak var, minderler ve gobanlarla dolu. Çardağın ahşap kolonlarından birinde oyuncuların listesi asılı, hemen seviyenizi oraya giriveriyorsunuz, böylece rakiplerinizle kaç handikap oynayacağınızı seçebiliyorsunuz. 120'den fazla üyesi olan bu kulüpte seviyeler 6 Dan 30 Kyu arası değişyor. Oyun kontrolleri ise KGS'yi kesinlikle aratmıyor. Oynadığınız her oyunun kayıtları internet sitesinde saklanıyor istediğiniz zaman sgf dosyasını indirip bakabiliyorsunuz.


Rakiplerinizi kanlı canlı görmek gibisi yok, hatta isterseniz maç arasında beraber sigara bile içebilirsiniz. Hatta maçtan sonra bir şeyler içmek, müzik dinlemek için bara bile gidebilirsiniz. Serkan Solmazoğlu, Damla Pınar Şengül, Sami Güven, Cihan Kırca kulüpte gördüğümüz oyuncular arasında.

 

 


 


Enstantaneler - Burak Maktul Çakır

(Evinde yapılan aramada bulunan elyazmaları derlenerek hazırlanmıştır.)

 

Haftaya bir özür ile başlıyoruz. Geçen sayıda “Dangosuzluk Özlemi” ile yapılan röportajdaki kınamayı ciddiye alıyor ve bu sayıda “dango” sözcüğünü kesinlikle kullanmıyoruz. Demin kullandık gerçi ama neyse…
Hatırlatma: DÖ: …Sizin gibi kalburüstü bir yayın organında bile "Haftanın Dangosu", "Boşlukları doldurunuz", "Karşılaşılan en büyük dango" şeklindeki tabirlere rastlayabiliyoruz maalesef….

Eren – Polat maçında cevaplar yerini buldu…

 Doukan [3k]: wuu

Doukan [3k]: P8 ile bana cevap verdi adeta :D

 

Aynı maçta varyasyonlar karıştı…

 kahin [5k]: e7

Doukan [3k]: neden?

kahin [5k]: for kesmek

Doukan [3k]: kimi be

kahin [5k]: beyazı

kahin [5k]: :)

Doukan [3k]: haa

Seyircilerin bir numaralı muhabbet platformu yine maçlardı…

 

maktul [10k]: duyduyduyduy

baklava [2d]: duy duy duy baştan

maktul [10k]: ahaha

Gigi [6k]: :))

chatln [6k]: ooof çok ii lan gonzo the great

chatln [6k]: ahahahahaha valla çok iimiş lan

chatln [6k]: mama yeah mama

chatln [6k]: ahahaha

Gigi [6k]: ahhah :)

Gigi [6k]: dada?

saadetto [3k]: f3 varken c4 pek doğru olmadı sanki

Gigi [6k]: maç olduğunu unutmuşum ya

chatln [6k]: oha lan maç bitmiş

Bunlar aynı kişi değil mi?

No.1: ayse [10k?]: ya bişi sorcam dndr ile polat aynı kişi değil mi

 

No.2: Eren [1d]: tamam aek sen git, ihtiyacım olursa çağırırım seni

AEK [-]: peki abi (:

Bir diğer maçta niyet baştan belli…

bektore [1k]: hadi dolduralım burayıda (chat kısmından bahsedilyor)

 


Haftanın En’leri


Haftanın içkisi saadetto’dan…

saadetto [3k]: bira nikini almak dahice geldi bi an.. boştaysa ben de rakıyı alayım

Haftanın çerezi ise Doukan’dan geldi

 

Doukan [3k]: aa leblebi buldum burada

 

Ama Gigi sarhoş oldu…

 

Gigi [6k]: Türkiye (kafası) Güzeller Ligi

 


Haftanın hakaret niteliği taşıyan tümcesi Gigi-ayse maçında Emine’den
Emine [5k]: taşları atıvermişler gibi sanki

 

Aynı maçta haftanın izahı

ayse [10k?]: yok işte ironi yapıyom be

 

Haftanın serzenişi ise maktul’den geldi

 maktul [10k]: hayatımda ilk kez kibitzde bi hamle sordum sallayan olmadı sonra dionuz hep geyik yapıo bunlar

Haftanın yerli kibitzer’ı pek tabi ki Bira…

Bira [1k]: Show must go on

 

Haftanın yabancı kibitzer’ı chatln seçildi…

 

chatln [6k]: kibitz'te sabır olmaz ise ya nice ogumakdur

 

Haftanın en kanlı maçı gerçekten çok kanlı bitti…

kanl


Haftanın en tartışmalı grubu bertan(b)- Bira(s) maçında b4 hamlesi ile grubun yaşatılacağı yönünde idi. Ancak grubun b4 ile yaşamadığı maç sonunda idrak edildi…

haftaninenhamlesi


Haftanın en heyecanlı maçı Eren(s)-Polat(b) maçı seçiliyor. Anlatılmaz yaşanır bir maç yaşattıkları için kendilerine teşekkür ederiz…

helecan




Haftanın en paylaşımlı maçı bertan(s) – inthecage(b) arasındaki maçtı. Maç ile aynı anda malum sosyal paylaşım sitesinden canlı yayın yapılıyordu…

 bertan1bertan2

bertan3bertan4

TGLTimesLogo

Sayı:4                                  20 Ocak  2010

The TGL Times

Taraflı-Agresif-Seksi-Siyasi

İmtiyaz Sahibi

Türkiye Go Ligi Adına

Gökhan Yıldız

Genel Koordinatör

Hüsrev Aksüt

Reklam Koordinatörü

Doğukan Sarıkaya

Çeviri

Sara Altuntaş

Sanat Yönetmeni

Damla Pınar Şengül

Halkla İlişkiler

Emine Cengiz

*Yıldızlarla İlişkiler*

Deniz Ekim Aydın

Dağıtım

Burak Çakır

Dizgi / Yayına Hazırlık

Sami Güven

 

GOTASÖZLERİSÖZLÜĞÜ

 

Haftanın gotasözü Sercan Oruç’tan gelsin…

Baktın ki çok öndesin, bekle süren bitsin.

 

2010 © hadi bu sefer saklamadık hakları